Travesti Travestiler İstanbul Travestileri Ankara Travestileri Travesti Siteleri

 

 

travesti

Travesti siteleri bulmak bazen  riskli olabiliyor, eğlenmeye çıktığınız da taksim semti ya da her hangi bir semtte bir çok tehlikelere maruz kalabilirsiniz ve gasp’a dahi uğrayabilirsiniz aslında, peki bu benzeri tehlikelere maruz kalmadan nasıl istanbul travesti bulabilir  ve inceleyebilirsiniz?  Bunu öğrenmenin tek yolu bizim internet sitemizdir. Çünkü biz internet sitemizde sizler için en kaliteli  travestileri seçip bulmaktayız. İnternet sitemiz üzerinden travesti ve istanbul travestileri numaralarına ulaşabilirsiniz. Bu travesti yeni sezon modelleri sizler için seçtiğimiz kaliteli travestiler ve saygıda hiçbir kusur hata yapmayan travestilerdir… Siz kullanıcılarımızın zevklerini her zaman  göz önünde bulundurmaktan onur duyuyoruz.

travesti bulmak ve onun ile arkadaşlık yapmak tamamıyla kişinin kendi isteğidir. Nerede ve hangi ilde  travesti bulmak istiyorsanız sitemizi gezmeniz yeterlidir. Farklı şekilde travesti bulmak için sokaklara çıkıp eğlence mekanlarının önünde  yada içinde veya cadde köşelerin de bulmaya çalışıyorsanız ilginç süprizlere de hazırlıklı olmalısınız derim . O yüzden bir an önce evinize bir bilgisayar  alıp  internet sitemizi sürekli kontrol ediniz. Sitemizdeki tüm modellerimizle lütfen seviyeli konuşmalar yapınız . Vip Blog Travesti üyelerimiz ile  travestilerimiz her an yetişkin ve seviyeli beylere arkadaşlık yapmaktadır.

Travesti siteleri , istanbul travestileri, Ankara Travestileri, Travestiler, Travesti web siteleri anahtar kelimelerimizdir. Bunlardan arayarak blog  travestiye ulaşabilirsiniz.

 

Ankara travestileri, Antalya travestileri, Bursa Travestileri, Genel, İstanbul Travestileri, İzmir travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti kimsenin ilgisini çekmediğimiz vakitlerde dokunuyorduk

Travesti kimsenin ilgisini çekmediğimiz vakitlerde dokunuyorduk

Mektup yazmak da kabiliyet meselesi oğlum Osman! O mahur beste çalar Müjgan’la ben travesti ağlaşırız diyememek de topluma eziyet olmuş bu günlerde. Bana ne?
O, sevdiği kadına methiyeler dizerken, ben sana perişanlığımı söyleyemediğim için suçluyum. Korkağım be! Töre ayaklarına almışlar Ayzer’i içeriye. Henüz on sekiz yaşında beyaz tenli, nazif bir delikanlı…
Adam yaralamaktan girdim içeriye bir kadını azılı kocadan kurtarmak için elimin tersini kana buladığımdan adalete kurban verildim. Aymazlığım da çirkefliğim de o yıllardan miras bana. Haytayım nasıl olsa!
Ama güzel âşık oldum ha! Her türlü nefrete karşı onu korumak adına sırtımı siper olarak kullandım. Sırtına sulu boyadan bir cennet çizmek için uğraştım zira uğraştıysam da olmadı.
Sevdanın hiçbir halinden anlamadı.
Bir sabah girdi işte koğuştan. Başı öndeydi, suskundu biraz lakin işin aslı bu değildi! Sonradan gördüm dilindeki akrebi. Onun yüzünden dayak da yedim aç da düştüm hücrede.
Boş olan ranzaya uzandı. Yalnızdı. Kumaşı yırtık bavulundan iki-üç kitap çıkardı. Gayriihtiyarî gözlerime baktı ve “tanıdım seni” dedi. “Sen, babamın arkadaşı Bahra’sın.” Sonra da konuşmadı zaten. Çok garip bir oğlandı. Yüzü hapishane avlusu kadar soğuk ama bir o kadar da sahte travesti haberleri özgürlük kadar umut vaat ediciydi. Haftalarca doğru düzgün konuşmadığı olurdu. Bu durumun ardından ondan tek kelam duymayı bekler hale geldiğimi fark ederdim. O, dört duvar arasında gördüğüm tek altından Ay’dı.
“Ağladım göz yaşlarım döndü denize ben derdimi kimseye söyleyemedim.”
Söyleyemedim çünkü elimden nasıl izah edileceğini bilmediğim şeylerin içimde büyümesini hissetmekten başka hiçbir şey gelmiyordu. İlk kez aynadaki aksime âşık olmanın, bende yarattığı beceriksizliği utanarak yüzüne haykıramıyordum. Öyle kolay değildi Ayzer’in karşısına geçip bu travesti gece benimle aynı yatağı bölüş demek, ulan ekmek miydi, katık mıydı ki aşk masaya konulup istanbul travestileri yenilsin.
Zamanla şarkılar söylediğimizi fark ettim. Ben çaldım, o söyledi. Dudaklarının dizelere eşlik eden uyumuna hayranlık duydum..
Bir kez öptüm ya, oğlum Osman ibne deniyormuş bana. Ayzer sabaha kalmadan çağırdı travesti siteleri gardiyanı “alın beni bu sevicinin yanından” dedi. Nasıl sustuysam artık, iki gün hücrede kaldım, dayak yedim. Sülaleme küfrettiler.
Ayzer bana yapılanlara dayanamayıp “iftira attım” dedikten yıllar sonra iki bardak demli çayı karşılıklı koyunca muşamba masa örtümüzün kenarına, “yıkılmasın bu sevdamız” diyecektim. Mektup yazmayı da ondan öğrenecektim.
Büyüdüğünü görecektim; saçlarının kırlaştığını, sazı daha iyi konuşturduğunu… Vallahi Osman! Usturayı dayadığında gırtlağıma, aman çömezdir keser diye korkmayacaktım.
Millet, arka mahallelerde seviştiği kadınların eline para sayarken, töre kanunları kol gezerken üstünkörü, tüm bunların yanında yakışıksız kalan biz olacaktık. Ulan! En çok o okuyacaktı  travesti resimleri canıma.
Yine volta vakti Ayzer’le kısacık bir yolu ileri geri yürümek de güzel…
“Biliyor musun Bahra, burada intiharı yalnızca depresyona bağlıyorlar. Hemşireler saçma sapan sorularıyla canıma kıyıp kıymayacağımla ilgili fikir ayrıcalığına düşmekten korkuyor. O halleri beni yalnızca güldürüyor. Oysa halimden memnunum, ömrümün sonuna kadar kitaplardaki hayatları yaşayabilirim.”
Geçen senelerde onun konuşmaları artıyor, benimkiler tükeniyordu. Çünkü, Ayzer’e bakmak yaşlanan bedenime iyi geliyordu.Kendimi genç hissediyordum. O, bi nevi ilaç gibiydi.
Yemeklere katılan şap var ya hani, hapishane müdürünün küfürleriyle mahkûmları ezip geçmesi kadar küçük düşürücü olamazdı veyahut bilinenin aksine burada kimse bacak arasından sarkanla ilgilenecek kadar boş zamana da sahip değildi.
Aramızda olanlar koğuş kalabalıklaştıkça yok olup gitti. Halen diğer mahkûmların aşağılayıcı iğrenç bakışlarıyla karşılaşıyordum. Ayzer’le satranç oynamamız bile birilerinin gözüne batmaya yetiyordu. Onlar televizyonun karşısında dalıp giderken, ranzamda Küçük Prens’e bir şehir kuruyordum. Ayzer, her şeyin başına yakışıyordu. Alıyordum altın rengi Ay’ı baş tacı ediyordum.
Kimsenin ilgisini çekmediğimiz vakitlerde dokunuyorduk birbirimize. Uğruna tecavüze uğrama ihtimaline karşı elime tutuşturulan rapora bile eyvallah diyordum. Diyelim ki seviciyim; kim yaklaşır bana? Bu ne için? deyip duruyordum. Osman, Ayzer kapıdan içeri girip ranzalara dokunup dolaştığında, yarım saatlik avlu havası gibi bir huzur dolardı yüreğime. Bir insan, milyonlarca sevinci ekerdi içime. O benim minberimdi.
“Buradan çıktığımda yaşadığımız yakınlaşmaları unut!” diyordu. Ona göre aşk, yakınlaşmaydı.
“Bağıra bağıra yazdım seni içime” derken bir diğerinin sağır kalmasıydı. Burada olmasaydı Osman, belki başka bir yerde bulsaydım onu. Dışarı çıktığımda anladım ki, bir kez olsun yüzünü güldürebilmek, kurşunlara gelirken arka mahallede çok zordu.travesti magazin

Ankara travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti yitirilenlerin neden yitirildiğini anlamanız güçleşir

Travesti yitirilenlerin neden yitirildiğini anlamanız güçleşir

Ölümlerin ardından umut yeşertebilmek bir beceridir, öfkenizi olumlu bir eyleme travesti dönüştürmeniz gerekir. Yitirilenlerin ardından ağıt yakmak ve yitirilmek üzere olanlara veda sözcükleri dökmek aynı acıların defalarca yaşanmasından başka bir sonuç vermez size. Aksi takdirde süregiden bir döngü altında siz ve sevdikleriniz yavaş yavaş ezilir ve yok olursunuz. Ancak umudunuzu yeşertirken o umudun önceden öldürülmüş olduğunu unutmamanız son derece önemli. Yoksa öfkenizin kaynağını unutursunuz, yitirilenlerin neden yitirildiğini anlamanız güçleşir. Evet, çok konuşuluyor bu aralar, benim de sesim eksik olmasın dedim. travestiler den konuşalım biraz, hep yitirdiğimiz ve yitirmek üzere bekleyişte olduklarımız hani.
Bu acıyı kendilerinden daha iyi anlayanlar yok aslında, değil mi… Yarın başına ne geleceğini bilemeden yaşamak, yaşamak ama nasıl yaşamak, uzaktakilerin abarttıkları o koca dünyasında var olmayan bir sorun. Ancak mesele şu ki daha fazla yitirmek istemiyorsak, bizim bir şeyleri değiştirmemiz gerek!

Ölümü yaşama dönüştürmenin çaresi eyleme geçmektir, bilinçlendirmek ve değişime zemin hazırlamaktır. Sürekli bir yitirişi bekleyen, ölümlerle mücadelesini besleyenleri bir kenara bırakın, bizim görevimiz yaşamı olumlu kılmak, yaşatmak! Bu yüzden değil miydi "nefrete inat yaşasın hayat!" demelerimiz? Ancak olumlu adım derken bir şeyler mi göz ardı ediliyor bilmek istiyorum. Zira burada "olumlu adım" tanımı herkese göre değişebilir. Olumlu düşünülen adımları göz önünde bulundurarak bir soru sormak istiyorum, öldürüldüğümüzü unutarak yaşama ve yaşatma bilincimizi nereye kadar sürdürebiliriz? Ortada şöyle bir sorunumuz var, sürekli vahlanma halinde ölümlerin artmasını mı bekleyeceğiz, yoksa görünürlüğümüzü artırmak adına ölümleri yok sayan eylemlerde mi bulunacağız? Dengeyi sağlayabilmek, eylemi doğru gerçekleştirmek ve odağı saptırmamak bu konuda önemli. Eğer konu katledilmekse, güvencesiz yaşamaksa, baba adaletinden kaçmaksa bunu ne ağlayarak, ne de hiçbir şey travesti haberleri olmamış gibi davranarak değiştirebiliriz.

Evet, şunu söylemek önemli, trans bireyleri anma gününde sanki hiçbir trans birey öldürülmüyormuşçasına, sanki orda gördüğümüz o insanlar günlük hayatlarında bin bir türlü zorlukla karşılaşmıyormuşçasına defile gerçekleştirmek hiçbir şey olmamış gibi davranmaktı, ölümü yok sayan bir eyleme ortak olmaktı. Bireyleri travesti anma gününde defile düzenlemek katilleri istanbul travestileri yok saymaktı, bunca acıyı çektirenlerin ekmeğine yağ sürmekti, adeta asıl sorunları görmemek için gözleri kapatmaktı! Defilede heyecanını bastıramayan travesti arkadaşlarımız ertesi gün katledilme kaygısından kurtulabildi mi? Öldürülen arkadaşlarımızın hesabını neden hiçbirimiz soramadık, neden daha fazla ölümün olmaması için ses çıkarmak yerine defile düzenlemeyi tercih ettik.
Defile konusu kendi başına tartışmalı bir konu ve başka bir bağlamda üstüne düşülebilir. Zira benim burada eleştirdiğim defilenin kendisinden ziyade anma gününde bir defilenin gerçekleştirilmesi. Belki bu etkinlik 20 Kasım’da değil de 21 Kasım’da gerçekleştirilse bu kadar üzmezdi beni. Defile değil de ne olsun, bunun kararını tek başıma veremem, bu konu hakkında derin tartışmalara ve bir eylem planına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İsterdim ki öfkelerimiz sel olsun, katledenleri korkutacak gücü birbirimizde bulabilelim. Arkadaşlarımızı öldürenlere, bizleri böylesine bir yaşama itenlere kendimizi gösterelim. Dilerdim ki 20 Kasım’da katillerden hesap sorabilseydik, bir daha yitirilmemek adına bir arada bulunabilseydik. Olmadı. Şimdi katilin ta kendisi olan sistemi besleyerek, sistemin gerektirdiği gibi eylemde bulunarak hangi acıyı örtebiliriz, katledilen hangi arkadaşımızı yaşatabiliriz… Hani bizim inadımız, yaşatamadık ki.travesti siteleri

Ankara travestileri, İstanbul Travestileri, Travesti kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın